Fatih'in Gizli Silahı: İstanbul'u Fetheden Dehşet Toplar
1452 yılının sonbaharında, Edirne'nin dışındaki bir arazide tarih yazılıyordu. Kimse bilmiyordu henüz. Sadece dumanlar, alevler ve korkunç bir gürültü vardı. Orban adında Macar bir dökümcü, dünyanın en büyük topunu yapıyordu.
Fatih Sultan Mehmed'in emriyle.
Imkansız İstek
Orban aslında önce Bizanslılara gitmişti. Konstantinopolis'te, İmparator Konstantin'in sarayına. "Size dev toplar yapabilirim" dedi. "Öyle toplar ki, dünyanın en kalın surlarını bile yıkar."
İmparator dinledi ama kafasını salladı. "Paran yok bizde" dedi. "Altınımız bitti. Hazine boş."
Orban pes etmedi. Marmara'yı geçti, Edirne'ye geldi. Genç sultanın karşısına çıktı. "Bana gereken her şeyi verirseniz, İstanbul'un surlarını yıkacak toplar yapabilirim."
Mehmed'in gözleri parladı. "Ne istiyorsun?"
"Tunç, kalay, bakır. Bolca. Bir de yüz işçi. Altı ay vakit."
"Sana bin işçi veririm. Üç ay içinde bitir."
Böylece başladı. Tarihte hiç görülmemiş bir proje. İnsanlar "çıldırmış" dedi. "Olamaz böyle bir şey" dediler. Ama Orban biliyordu yapabileceğini.
Canavarın Doğuşu
Dökümhane gece gündüz çalıştı. Fırınlar hiç sönmedi. Eritilen metal nehirler gibi akıyordu. İşçiler nöbet değiştire çalışıyordu. Herkes yorgundu ama kimse durmuyordu.
İlk deneme başarısız oldu. Top çatladı. Orban ümitsizliğe kapıldı. Ama Mehmed vazgeçmedi. "Tekrar yap" dedi. "Daha kalın duvarlar. Daha iyi metal karışımı."
İkinci denemede top patladı. Üç işçi öldü. Orban korkunç bir baskı altındaydı. Eğer bir kez daha başarısız olursa başı gidecekti biliyordu.
Üçüncü deneme şubatta yapıldı. Dev kalıba erimiş tunç döküldü. Günlerce soğumaya bırakıldı. Sonunda kalıp kırıldığında ortaya çıkan manzara inanılmazdı.
Sekiz metre uzunluğunda, 17 ton ağırlığında, delik çapı 75 santimetre olan bir canavar. Tarihte benzeri görülmemiş bir top. Şahin adını verdiler. Çünkü atılan mermi havada şahin gibi uçuyordu.
Test
Mart ayında ilk test atışı yapıldı. Edirne'nin dışındaki boş arazide. Yüzlerce askere sahneden uzak durmaları emredildi. Çünkü kimse ne olacağını bilmiyordu.
Barut dolduruldu. Tam 200 kilo. Mermi yerleştirildi. 600 kiloluk taş gülle. Orban nefesini tuttu. Fitil yakıldı.
Patlama o kadar güçlüydü ki, kilometrelerce öteden duyuldu. Edirne'deki insanlar evlerinin sarsıldığını hissetti. Kuşlar ürkerek uçuştu. Atlar çılgına döndü.
Mermi havada uçtu. Bir kilometre... iki kilometre... Sonunda yere çarptı. Çarpma o kadar şiddetliydi ki, yerde dev bir krater oluştu. İki metre derinliğinde.
Mehmed gülümsedi. İlk kez. "İstanbul'un surları nasıl dayanacak acaba?"
Yolculuk
Nisan başında toplar İstanbul'a doğru yola çıktı. Ama kolay değildi. Şahin topu o kadar ağırdı ki, taşımak tam bir kabustu.
Önce yollar düzeltildi. Dümdüz hale getirildi. Köprüler güçlendirildi. Çünkü bu ağırlığı taşıyacaklardı.
Altmış öküz Şahin'i çekiyordu. Arkasında yüz elli işçi itiyordu. Günde sadece beş kilometre yol alabiliyorlardı. Sekiz hafta sürdü yolculuk.
Yol boyunca köylüler hayretler içinde izledi. Böyle bir şey görmemişlerdi hayatlarında. Bazıları korkunç bir ejderha olduğunu düşündü. Çocuklar ağladı korkudan.
Diğer toplar da geliyordu. Onlarca büyük top, yüzlerce küçük top. Topçu birlikleri. Barut arabaları. Mermi yüklü arabalar. Sonsuz bir konvoy.
Kuşatma Başlıyor
22 Nisan 1453. Toplar nihayet İstanbul surları önünde mevzilendi. Bizanslılar yukarıdan izledi. İlk başta küçümsediler. "Bizim surlarımız bin yıldır ayakta" dediler. "Hiçbir top yıkamaz."
Konstantinopolis'in surları gerçekten efsaneviydi. Üç kat sur. En dıştaki 8 metre kalınlığında. Ortadaki 5 metre. En içteki 4 metre. Toplamda neredeyse 20 metre kalınlık.
Ve bunlar normal taş değildi. Özel yapım. İçi demir çubuklar, dışı mermer bloklar. Yüzlerce yıldır her saldırıya dayanmıştı.
Ama Bizanslılar Şahin'i görmemişlerdi henüz.
İlk Atış
23 Nisan sabahı. Şafak sökerken. Fatih emri verdi. "Ateş!"
Şahin'den çıkan gürültü dehşet vericiydi. Bütün şehir sarsıldı. Pencereler kırıldı. İnsanlar yatağından fırladı. Kiliselerde çanlar kendiliğinden çaldı.
Mermi havada uçarken yırtıcı bir ses çıkardı. Bizans askerleri şaşkınlıkla izledi. Sonra mermi surların tam ortasına çarptı.
Patlama inanılmazdı. Taşlar havaya saçıldı. Dev bir delik açıldı surda. Yıllarca dayanmış duvar, tek atışta çatladı.
İçeride panik başladı. "İmkansız!" diye bağırdılar. "Nasıl olur?"
Ama bu sadece başlangıçtı. Şahin günde yedi atış yapabiliyordu. Her atışta duvar biraz daha yıkılıyordu. Diğer toplar da ateş ediyordu. Surdaki farklı noktalardan.
Geceleri Tamir
Bizanslılar her gece surları tamir etmeye çalıştı. Taşlar taşıdılar. Tahta palanklar diktiler. Toprak doldurup güçlendirmeye uğraştılar.
Ama sabah olduğunda toplar yine ateş ederdi. Ve bütün gece yapılan tamir saatler içinde yok olurdu. Bir yerden tıkarsın, başka bir yerden delik açılırdı.
Şahin topu özel bir korkuydu. Atış yaptıktan sonra soğuması gerekiyordu. Saatlerce. O yüzden günde sadece yedi atış. Ama her atış öldürücüydü.
Topçular gülle etrafına zeytinyağı sürüyordu. Ateşte ısıtıyorlardı. Sonra atıyorlardı. Yanan mermi surda yangın çıkarıyordu. Bir taştan iki kuş.
Son Gün
28 Mayıs akşamı. Altı haftalık kuşatmanın sonunda. Surlar artık harap haldeydi. Onlarca delik açılmıştı. Tamir edilemeyecek kadar çok hasar vardı.
Fatih o gece son emri verdi. "Yarın şafakta genel saldırı. Her top ateş edecek. Hiç durmadan."
29 Mayıs. Tarih yazıldı. Sabah ezanıyla birlikte toplar konuşmaya başladı. Şahin, küçük kardeşleri, hepsi. Aynı anda. Gürültü sağır ediciydi.
Surlar dayanamadı. Büyük bir bölüm çöktü. Osmanlı askerleri içeri dalgalar halinde girdi. Bizanslılar çaresizce savunmaya çalıştı ama işleri bitmişti.
Öğlene doğru şehir düştü. Konstantinopolis artık İstanbul'du. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu son buldu. Yeni bir çağ başladı.
Topun Kaderi
Şahin topu fetihten sonra da kullanıldı. Başka seferlerde, başka kuşatmalarda. Ama o ilk atışlar kadar etkili olamazdı hiçbir zaman. Çünkü İstanbul'un surları gibisi yoktu.
Yıllar sonra top çatladı. Aşırı kullanım. Metal yoruldu. Sonunda kullanılamaz hale geldi. Parçaları başka toplar yapmak için eritildi.
Bugün Şahin topundan geriye bir şey kalmadı. Sadece hikayesi. Ve İstanbul'un surlarındaki izleri. Hâlâ gidip bakabilirsiniz. Topkapı'da, Edirnekapı'da. O dev gülle izleri hâlâ görülebiliyor taşlarda.
Orban ne oldu biliyor musunuz? Fetihten bir hafta sonra öldü. Bazıları topun patladığı söylüyor. Bazıları hastalandığını. Kimse kesin bilmiyor.
Ama adı tarihe geçti. İstanbul'u fetheden adam olarak değil belki. Ama fethettiren adam olarak kesinlikle.
Teknoloji ve Tarih
Fatih'in zaferi sadece askeri deha değildi. Teknoloji zaferi de. İlk kez büyük çaplı toplar stratejik kullanıldı. İlk kez modern kuşatma taktiği uygulandı.
Avrupa bu olay sonrası çok şey öğrendi. Artık surlar yetmiyordu. Kaleler yetersizdi. Yeni savunma sistemleri gerekiyordu. Savaş değişiyordu.
Topların gücü o kadar etkiliydi ki, sonraki yüzyıllarda hiçbir kale İstanbul surları kadar kalın yapılmadı. Çünkü artık anlamsızdı. Her sur eninde sonunda yıkılacaktı.
Bazı tarihçiler diyor ki: "Orta Çağ 29 Mayıs 1453'te sona erdi. Modern Çağ o gün başladı." Belki abartılı gibi geliyor. Ama düşünürseniz haklılar. Fatih'in topları sadece sur yıkmadı. Bir çağı yıktı.
fatih sultan mehmed, istanbul fethi, 1453 kuşatması, şahin topu, orban topçubaşı, osmanlı topları, konstantinopolis surları, fatih dönemi, osmanlı askeri tarihi, bizans imparatorluğu, tarihi olaylar, büyük toplar, kuşatma silahları, türk tarihi, istanbul tarihi
